Maraton Hedefi Belirleme ve Sonuç Tahmini – 2

Ritim Blog’a artık kendi adresinden ulaşılıyor. Bu yazıya yeni adresi olan aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

https://ritimblog.com/2016/03/30/maraton-hedefi-belirleme-ve-sonuc-tahmini-2/

Sonraki Yazı
Yorum bırakın

4 Yorum

  1. EOZ

     /  31/03/2016

    Değerli bilgiler içeren yazın için teşekkürler Mert.Çalışma, yaklaşım ve metodoloji olarak mantıklı gözüküyor.Ancak kendi adıma eksiklik olarak gördüğüm fakat neden ele alınmadığını bilmediğim “nabız” değerlerinin de bir parametre olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
    Bu sebeple senin antrenman değerlerin ile yapmış olduğun öngöründe çıkan sapmanında hesaba katılmayan nabız değerlerinden kaynaklanabileceğini değerlendirmek gerekli.

    Cevapla
  2. Önceki yazını ve bu yazı için yaptığın literatür taramaları okudum. Gerçekten yorucu ve dikkat gerektiren bir çalışma. Bu bakımdan seni kutlarım.
    Ben de benzer kapsamda çalışmalar yapmaktayım, meraktan. Çünkü çoğu sitede, senin de belirttiğin gibi bazı değerler istenerek bir sonuç veriliyor. Tabi milyonlarca koşucu, belki bir o kadar farklı “case”. Bu nedenle, ben önceleri kendim için geliştirmeye çalıştığım formüllerle, internetten bulduğum koşuda etkili olabilecek değişkenler ve bu değişkenlere ait verilerle, kendimi karşılaştırarak bir tablo geliştirmeye çalıştım.
    Senin yaptığın ve ileride daha da geliştireceğini umduğum bu yazı dizisine faydası olabilecekse belirtmek istediğim noktalar:
    1. Herkesin takdir edeceği şekilde olay koşucu ile başlıyor. Dolayısı ile kişisel özellikler, kadın/erkek, BMI, boy, kilo, yaş, VO2 denen olay, ciğer kapasitesi, kalp atım hızı, dolayısı ile kalp kapasitesi, bacak boyu, önceki yorumda belirtilen tansiyon ve diğer özellikler,
    2. Koşucunun yaptığı çalışma. Hiç bir şey ter dökmeden olmuyor. Çok kabiliyetli, yani kişisel özellik olarak koşu için çok müsait bir yapıya sahip olunabilir. Ancak bunlar çalışma ile ortaya çıkarılabilir, geliştirilebilir. Bu kapsamda, yine senin de ortaya koyduğun gibi, koşma mesafesi, hızı, dolayısı ile “pace”, junk miller, interval, fartlek, tempo vb yapılacak koşuya özgü çalışmalar. Bu konuda çok iyi bir koşucu olan 55 yaş grubu Yavuz Ertekin ile bir koşu sonrası yaptığım sohbet sırasında dinlediklerim, iyi koşucuların bile belirli bir tip çalışmada mutabık olmadığı. Sohbet sırasında kendisinin haftalık çok daha az mesafe koştuğunu fakat yüksek yoğunluklu “HIIT” bir çalışma yöntemini benimsediğini, kendisi ile aynı derece yapan başka bir arkadaşının nerede ise iki misli mesafe fakat daha az yoğunlukta çalıştığını belirterek bana HIIT önermişti. Dolayısı ile internette çok farklı ve birbiri ile çelişkili öneriler olabiliyor. Bence burada kişi özellikleri, sadece fizyolojik, anatomik olarak değil, psikolojik hatta çevresel konuların da farklı olması önemli.
    3. Ortam ve zemin: koşma irtifası, yarış sırasında iniş-çıkışlar (elevation gain), ortam sıcaklığı, nemlilik, zemin vb
    4. Ekipman ne kadar önemli bilemiyorum Ayakkabı firmaları normalde 600-700 gr. (çifti) ayakkabı reklamı yaparken bazıları bunun yarısı hatta daha hafifi ayakkabılar geliştirmeye meraklı. Bakmak lazım, örneğin bir maraton buyunca ayaklarda 300 gr. eksi ağırlıkla koşmak, etkili olabilir mi. Benzer olarak diğer teknik ekipmanlar, örneğin dolaşımı düzenleyen çorap, hava akımlı Tee’s,vb.
    5. Grup, bu sadece benim kendi deneyimim. Genelleme yapmak ne kadar doğru olabilir bilemiyorum. Hayatımın ilk ve tek maratonunda (60 yaşımda) , İstanbul’da 4h altı koşma hedefi ve hiç bitirememe korkusu karışık bir şekilde start sonrası 1-2 km. sonra tamamen hissi kabl-el vuku, üzerinde 3:45 yazan balonun altındaki gruba katıldım. Ne kadar gidersem kardır, sonra bildiğim gibi giderim dedim. Rehberimizin de iyi ve disiplinli yönetimi sayesinde Gülhane yokuşuna kadar grupta kalabildim. Orada biraz koptum ama 3:46 ile bitirebildim.
    Aynı konu çalışmalarda da önemli. Örneğin seninle koştuğumuz Eymir turunda kendi başıma koştuğumdan çok daha fazla hızlı idim ve çok zevkli oldu.

    6. Bir de, bence bütün bu hesaplamalarda kişinin mevcut seviyesi dikkate alınmalı. Örneğin binlerce kişiden alınan verileri aynı potada regresyon ya da başka bir teknikle analiz edilip, yoğrulması ortalama bir fikir verse de buradan elde edilen formüller genelde çok kişiye uymaz. Çünkü genelde bunların ortasında bir eğri üzerine sonuç ortaya çıkıyor. Senin de belirttiğin gibi çeşitli “level” larda dünya en iyi dereceleri ve bunlara göre alt gruplamalarla seviyelerde dereceler hesaplanabiliyor. Nasıl ki kadın-erkek ayrı formüller var, tüm bu hesaplamaların başında gruplama yapılıp bu gruplara göre farklı çarpanlarla ve değerlerle hesaplamalara başlanmalı diye düşünüyorum.
    O günkü hava durumu, yağmur, rüzgar, halet-i ruhiye, hatta koşu sırasındaki lojistik masaları ve burada belirtilmeyen başka etkenler de olayda söz sahibi olabilir.
    Ne kadar dikkatli ve fazla değişkenlerle yola çıkılırsa çıkılsın, kişilere özgü katsayılarla da oynanması gerekir.
    Belki “Big Data” kapsamında ileride çok fazla veri ve kişisel bilgilerin doruğa çıkacağı, metabolizmanın incik cincik edileceği dönemlerde daha koşuya başlamadan derecemiz belli olur muki? Ancak bu durumda belki kimse koşmak istemez miki, derecem zaten belli diye.İleride zaten sanal koşulara hazır olmamız gerekir. Ben göremem belki de senin çağındaki gençler için mümkün.

    Sağlıcakla
    Cengiz Yardibi

    Cevapla
  3. Vahit eskiar

     /  08/07/2016

    Merhaba Mert bey,

    Her yazınızı büyük bir keyif, öğrenme ve ders çıkarma fırsatını ele geçirmiş bir öğrenci modunda okuyorum. Mesela Paris maratonu makaleniz tam
    bana göreydi. Bende bu seni Çanakkale ve İstanbul
    Maratonu yapmayı planlıyorum. Umarım ikisinde sakatlık olmadan tamamlarım(Çanakkale uzun antrenmanı kıvamında, İstanbul ise 3:40:00 olarak
    planlanıyor.PB:) )

    Hocam iyiki varsınız . Paylaşımlarınızı merakla bekliyoruz.

    Cevapla
  4. Merhaba Mert,

    Tanda’nın yaklaşımı kulağa çok doğru geliyor, ayrıca kendi antrenman ve yarış istatistiklerimde de tutarlı sonuçlar üretti. Zaten Christof da, sen de kendi süreleriniz üzerinden formülün tutarlılığını teyit etmişsiniz. Ancak ben bu denklemde çok önemli bir parametrenin, yükseklik kazanımının ihmal edildiğini düşünüyorum. Yükseklik kazanımı yol koşularına göre çok daha fazla olan ve en az yol koşuları kadar efor sarfettiğimiz, ancak hızları da doğal olarak çok daha düşük olan patika koşuları Tanda tahminlerindeki sonuçları çok dramatik bir şekilde etkiliyor. Örneğin 5 pace ile 50 km yol koşusunun üzerine, 6 pace ile 1500 m yüksek kazanımlı bir patika koşusu yaptığında hafta ortalaması 5:30 pace olarak gerçekleşiyor. Tanda tahmininin tek ilgilendiği parametreler hacim ve hız olduğu için patika koşusundaki yüksek efor ve potansiyel kazanımlar bu tahminlemede karşılık bulamıyor, aksine tahmini marathon süresinin çok daha yüksek çıkmasına neden oluyor.

    Tanda’nın makalesinde de bu konuya bir atıf bulamayınca, senin bu yazını ve Christof’un makalelerini tekrar gözden geçirme ihtiyacı hissettim ama anlaşılan benden başka kimseye dert olmamış koşarken tırmanılan yokuşlar, dağlar, tepeler 🙂

    Kişisel olarak şöyle bir çözüm fikri var aklımda; koşu bandında, belli bir mesafeyi aynı nabız seviyesinde kalmaya dikkat ederek farklı eğimlerde koşarak bir çevrim formülasyonu elde etmek, böylece pace ve eğim üzerinden, aynı koşuyu eğimsiz bir arazide yaptığımda pace değerinin ne olacağını hesaplamak (Strava’nın Grade Adjusted Pace hesabı gibi) ve Tanda formüllerinde bu hız değerini kullanmak… Yapabilirsem ve anlamlı bir sonuç üretirse burada paylaşırım.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: