Sporda En İyi Noktaya Gelmek

MotivasyonBir gün bir partide birisi, ünlü triatlon koçu Joe Friel‘e “sizi koç olarak tutmak isteyen sporcuda ne ararsınız, yani başarılı olabilecek sporcuyu nasıl tanırsınız?” diye sormuş. O da sporda en iyi noktaya (yazısında “excellence” kullanmış, tam karşılığı mükemmellik ama sanki her sporcu için en iyi noktayı kastediyor gibi algıladım) ulaşabilecek sporcuyu kestirmek için sırasıyla aşağıdaki göstergelerin kullanılabileceğini anlatmış.

[Kendi ağzından]

Motivasyon: Bu diğerlerinin toplamından bile daha önemlidir. Eğer sporcu motive değilse en iyi noktaya gelmesi neredeyse imkânsızdır. Aslında, motivasyon yoksa diğer göstergeler zaten yoktur. Ama motivasyondan söz ederken hedefleri ağzına pelesenk etmekten daha fazlasını kastediyorum.
Yazının devamı…

Uzun Mesafe Triatlon ve Kuantum Mekaniği

Dalga fonksiyonuBugün kuantum mekaniği ile ilgili bir makale okuyordum. Bildiğiniz gibi Kuantum Mekaniği mikro ölçekteki dünyanın fiziğini açıklamak için ortaya konmuş kavramlar bütünüdür çünkü klasik fizik her ne kadar klasik (makro-ölçekli) dünyayı çok detaylı ve tutarlı biçimde açıklayabilse de mikro ölçekte yetersiz/ilgisiz kalmaktadır. Ancak kuantum mekaniği titiz ve kapsamlı deneylerle test edilmiş olsa da bu deneylerin birçoğu farklı yorumlara açıktır. Bu nedenle kuantum mekaniğinin doğayı anlamamız konusunda bizi nasıl bilgilendirdiğini açıklamaya çalışan birçok yorumu ortaya atılmıştır. (Bu konularda uzman değilim, hatalı şeyler yazdıysam uyarın lütfen.) Fizik konusunda bu kadar çok atıp tutmamı da işte bu yorumlardan birinin adı ile konuya bağlamayı düşünüyorum. Yorumların en ünlüsü ve en çok kabul göreni 1920’lerde Kopenhag Üniversitesinde teorik Fizik Enstitüsünün kurmuş olan Niels Bohr ve asistanı Werner Heisenberg’in başında olduğu bir grup tarafından ortaya atılmış olan Kopenhag Yorumudur (Yaklaşımı). A-haa… Evet, (yazının yazıldığı gün düşünüldüğünde) 52 gün sonra Kopenhag’da bir uzun mesafe triatlon yarışında olacağım. Bugünlerde gördüğüm, duyduğum veya okuduğum her konuyu bu yarışa bağlama sorunum olduğundan kuantum mekaniği ile ilgili bir makaleden de buraya ulaşabildim. Hatta yazıyı okurken -her ne kadar saçma sapan şeyler olsa da- aklıma aşağıdakiler geldi.

Yazının devamı…

On Cloudsurfer

CloudsurferAyakkabı üreticileri sürekli bir arayış içinde. Koşucuları rahat ettirmek, sakatlıkları engellemek ve tabii pastadan daha fazla pay almak için ayakkabı tasarımları sürekli değişiyor. Bu değişimlerden bazıları normal kulvar diyebileceğimiz akışın çok dışında olabiliyor. Adidas’ın ayakkabı tabanına koyduğu motor oldukça uç bir örnek. O kadar uç olmasa da bazen koşucuya destek olmak adına yapılan değişiklikler denemekten korkutacak kadar farklı görünümlere neden olabiliyor. Bunların son örneği İsviçre’de ortaya çıkan yeni bir ayakkabı firmasından geldi. “On” adıyla piyasaya sürülen ayakkabı markasının modelleri eminim ilk görüşte herkesi biraz düşündürmüştür. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’de bir şirket markanın distribütörlüğünü alıp ürünü Türkiye’de satmaya başladığında “ben de dener miyim” diye düşünmüştüm. Şirketin yetkililerinden olan Erol bey bir çiftini denemek ister miyim diye sorduğunda açıkçası epey kararsız kaldım. Bu konulara olan merakımı yenemediğimden bu teklifi kabul ettim.

Yazının devamı …

Nisan Şakası Orta Mesafe Triatlonu 2014

Nisan Şakası 2014 madalya2014 için iki ana hedefim vardı: biri, aklıma takılmış bir şekilde kalan 3:10’dan hızlı bir maraton koşmak, diğeri de bir uzun mesafe triatlon (tam ironman) bitirmekti. Bunlardan ilkini mart ayının başında tamamlayarak bir kenara kaldırdım. Hemen sonrasında triatlon hedefli çalışmalara döndüm. Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’nin en önemli koşu etkinliği olan İznikUltra’da İznik Dağ Maratonu’nu koşmama rağmen bu hafta yakınımızda düzenlenen bir orta mesafe triatlon varken kaçırmak istemediğimden Kuzey Kıbrıs Triatlon Federasyonu tarafından düzenlenen, daha önceden methini duyduğum Nisan Şakası isimli yarı ironman mesafesindeki yarışa katıldım. Bu ikinci orta mesafe triatlonum oldu, ilkini Ekim 2013’te Antalya’da koşmuştum. Aşağıda Nisan Şakası deneyimlerimi ve yarışın raporunu okuyabilirsiniz.

Read the full post »

Çeyrek Göl Koşusu ya da İznik Dağ Maratonu

İznik Dağ Maratonu su istasyonuBu sene de mevsimi geldi ve Türkiye’nin neredeyse bütün uzun mesafe koşucuları İznik yollarına düştü. Hatta yarışın giderek büyümesiyle ilişkili olarak yurt dışından da bu toplanmaya katılımlar oldu. 18-20 Nisan hafta sonu İznik sokakları koşucularca istila edilmiş gibiydi. Ne yöne baksanız, halinden tavrından İznik’in yerlisi olmadığı anlaşılan koşu çantalı insanlar görüyordunuz. Biz de bu göçteki yerimizi almış, cuma günü saat 11 gibi Ankara’dan yola çıkmıştık. Öğleden sonra İznik’e vardık ve koşu odaklı sohbetlerle ve koşu ile dolu bir hafta sonuna başlamış olduk.

Yazının devamı…

Metu Trail Run

MTR LogoGeçtiğimiz pazar günü 6 Nisan 2014’te ODTÜ kampüsü içinde bir patika koşusu düzenlendi. Aslında etkinlik bir “yarış” olarak duyuruldu ve organize edildi ama ben adında belirtildiği şekilde “koşu” olarak algılıyorum ve o şekilde anlatacağım. Neden “yarış” değil “koşu” dediğimi de yazının içinde bulacaksınız.

Ben koşuya bir hedefim olmadan, sadece bir koşu antrenmanı olarak katıldım. Mart ayının ilk yarısında bu yıl için koyduğum koşu hedeflerine ulaşarak bir maraton bir de yarı maraton koşmuştum. Artık uzun mesafe triatlon hedefi için yüzmeye ve bisiklete ağırlık vereceğim bir döneme girdiğimden performansımı ölçeceğim şekilde koşmayı düşünmeden kaydolmuştum. Aslında tek amacım, koşu organizasyonları konusunda inanılmaz talihsiz olan Ankara’nın bir yarış kazanması için orada olmak, katılımcı sayısını artırmak ve organizasyonu desteklemekti. İşler biraz farklı gelişse de bu amaçlarıma ulaştığımı düşünüyorum. Ancak, bu amaçlarıma tam olarak ulaşabilmem için bu raporu yazmalı ve hem organizasyon ekibine eleştirilerimi iletmeli hem de katılamayanlara etkinliği anlatmalıyım.

Yazının devamı…

Salomon RX S-Lab 3.0

Salomon RX S-Lab 3.0Koşucular olarak en çok önem verdiğimiz malzememiz ayakkabımızdır. Antrenman yaparken veya yarışta sadece ayak tabanımızı zeminin zararlarından korumakla kalmıyor, sağladığı yastıklama, kontrol veya desteklerle tüm ayak ve hatta bacak sağlımıza etkisi oluyor. Bu nedenle hem koşu ayakkabısı sektörü çok geniş ve çeşitli hem de bu konuda yazılanların sonu gelmek bilmiyor. Ben de bu konuda çok sayıda yazı yazdım. Ama yazılanlar, konuşulanlar hep sporu yaparken kullandığımız ayakkabılar ile ilgili. Peki, uzun ve yorucu antrenmanlar veya yarış sonrasında kullanılmak üzere dinlendirici modeller bu kalabalığın içinde sesini duyurabilir mi? Duyursa bile ne kadar ilgi çeker? Son dönemde, Salomon, bu tarzda bir modelini koşuculara ulaştırmaya çalışınca bu soruların cevaplarını da yavaş yavaş almaya başlıyor gibiyiz. Evet, Salomon, bu sporu yaparken değil, yaptıktan sonra kullanmamız için dinlendirci bir model üretiyor, RX S-Lab. Ben de son zamanlarda bu ayakkabıyı deneme fırsatı buldum. Gelin size biraz bahsedeyim.

Yazının devamı…

Tarsus Yarımaratonu 2014

Tarsus Yarı Maratonu 2014 MertGeçtiğimiz hafta sonu, 16 Mart pazar günü ikinci defa Tarsus Yarımaratonu’nu koştum. Tarsus bu yıl oldukça kalabalık bir koşucu topluluğuna ev sahipliği yaptı. Binden çok koşucu yarımaratonu tamamladı. Çok sayıda yabancının da katıldığı koşuda 10 atlet 1:05:00 altında derece ile yarışı tamamladı. Erkeklerde birinci olan Samuel Benard Cheruiyot 1:03:20, kadınlar da birinci olan Zinash Hayle Tola da 1:12:26 koştular. Erkeklerde 890, kadınlarda da 114 koşucu parkuru tamamladı. Peki, toplam 1004 kişinin tamamladığı yarışta ben ne yaptım, gelin biraz ondan söz edeyim.

Read the full post »

Runtalya 2014 Yarış Raporu

Runtalya 2014 son metreler

Son metreler…

Sonunda koşmak istediğim maratonu koştum. Süreden söz etmiyorum, yarışın tamamından, yarış sırasındaki zihinsel durumumdan bahsediyorum. 2012 yılında koştuğum iki maraton sonrası bu mesafeyi denemeye bir süre ara vermenin iyi olacağına karar vermiştim. Araya bir “triatlona giriş” yılı koydum ve sanırım doğru kararı vermiş oldum. Runtalya 2012’de çok hatalı koşmuş, 3:22:42 ile bitirmiştim. Ardından Avrasya 2012’de yine çabalamış, bu sefer de parkurla ve hava durumu ile kavga etmiş, sonucunda da 3:21:11 koşabilmiştim. Sonunda o, benim için, geçilmez gibi görünen 3:20 barajını yıkmayı başardım. Aşağıda bunu nasıl yaptığımı anlatmaya çalışacağım.

Yazının devamı…

Blue Moon Runner

İnsanın çevresinde yaratıcı, üretken ve zevkli birilerinin olması güzel. Onların çalışmalarının bir parçası hatta bazen odak noktası olmak keyif verici. Ortaya çıkan ürünler insanı mutlu ediyor. Beni bir şekilde tanıyanlar biliyorlardır, eşim fotoğrafçı. İster istemez bazen onun çalışmalarında yer alıyorum. Arkadaşlarım, koşarken çekilmiş veya portre fotoğraflarımı gördüklerinde “şanslısın” diyorlar. Gerçekten de şanslıyım, birçok güzel fotoğrafım birikti.

Eşim ve arkadaşımız Barış, fotoğrafın yanı sıra video çalışmalarına da başladılar. İlk çalışmalarından biri için de beni odak seçtiler. Koştuğum güzel yerlere gelip beni izlediler ve kaydettiler. Öncesinde yazılı olmayan bir planla, doğaçlama kayıtlarla başlayan süreç başarılı bir düzenleme çalışması sonucunda nefis bir videoya dönüştü. Böyle bir eserin içinde olmak mutluluk verici. Her ne kadar şarkının sözleri “I’m so tired of being alone” (yalnız olmaktan öylesine yoruldum ki) cümlesiyle başlıyorsa da kullanılan müzik ve görüntüler koşarken hissettiklerimle oldukça uyumlu. Ben koşarken yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmayacağım sanırım.

Büyük ve yüksek çözünürlüklü hali için vimeodaki sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Başak’a ve Barış‘a kucak dolusu teşekkürler. Umarım siz de benim kadar beğenirsiniz videoyu.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 830 takipçiye katılın