Bir Şampiyonun Yolculuğu

Kitabın kapağıİlk Ironman yarışıma az bir zaman kala yarışın havasına daha iyi girebilmek, kendimi motive etmek ve dinlendiğim zamanlarda endişeden, stresten uzak kalmak için bu yarışla ilgili bir kitap okumaya karar verdim. Bu konuda ve bu amaçlarla okunabilecek çok sayıda kitap var. Amazon’da dolanırken Chrissie Wellington‘ın otobiyografisine rastladım. Hakkında bir şeyler biliyordum ve bu bildiklerim yaşam hikayesine duyduğum merakı pekiştiriyordu. Görür görmez almaya karar verdim. Kindle’ın en güzel yanı aldığınız kitabı anında okumaya başlayabilmeniz. Hemen okumaya koyuldum. Aslında okuması oldukça kolay, sıkıcı olmayan bir dili var ancak ben zaman planlaması nedeniyle birkaç gün içinde tamamlayabildim. Aşağıda kısaca kitaptan bahsedeceğim.

Yazının devamı…

Asics DS Racer 10

Asics Ds Racer 10Bir önceki incelemede Asics modellerini denemeye başladığımdan söz etmiştim. Bu sefer söz edeceğim ayakkabı Asics DS Racer 10. Bu on rakamını görünce ilk akla gelen, modelin onuncu versiyonu olup olmadığı. Çok net bilmiyorum ama sanırım öyle. Bizim için önemli olan bu son versiyon ama eğer model bu kadar uzun bir yol kat ettiyse oldukça iyi bir noktaya ulaşmış olmalı. DS Racer 10 (Dsr) adından da anlaşılacağı üzere bir yarış ayakkabısı. Yani uzun mesafe yol yarışları için tasarlanmış hafif ama görece az dayanıklı ayakkabı ailesinden. Her ne kadar “uzun mesafe yol yarışları” dense de bu tip ayakkabılar genellikle amatör koşuculara “10 kilometreden uzun giymeyin” uyarısı ile satılır. Bu bence Dsr için de geçerli. Aşağıda bu ve benzer Dsr deneyimlerimi çok uzatmadan yazmaya çalıştım.

Yazının devamı…

Asics Excel 33

Asics Excel 33 v3Asics markası ile tanışıklığım çok eskilere dayanıyor. Ortaokul ve lise yıllarında voleybol oynarken hayalimizdeki ayakkabı markasıydı. O dönemlerin en gözde voleybol ayakkabısı Asics Tigerdı. Bizim için ulaşılmaz olduğundan sahtesini yani Tayger markalı ayakkabıları giyiyorduk. Görüntüsü bile yetiyordu anlayacağınız. Sonrasında uzun yıllar spordan uzak kaldığımdan Asics markasının o yılları hakkında hiç bilgim yok. Koşmaya başladıktan ve koşu ayakkabılarına ilgim arttıktan sonra da çok yakınlaşamadığım bir marka oldu. Bunun nedeni benim ayakkabı tercihim olan minimalist modellere sahip olmamamasıydı. Uzun süre direnmesine karşın Asics de bu akıma yakınlaşmak durumunda kaldı. “Natural 33″ adıyla bir seri tasarlayarak daha minimal koşu ayakkabıları üretmeye başladılar. Ben de bu seriden bir ayakkabı denemeye ve deneyimlerimi yazmaya karar verdim. Aşağıda Asics Excel 33 (modelin 3 versiyonu var, burada sözü edilen v3) hakkındaki görüşlerimi okuyabilirsiniz.

Yazının devamı…

Sporda En İyi Noktaya Gelmek

MotivasyonBir gün bir partide birisi, ünlü triatlon koçu Joe Friel‘e “sizi koç olarak tutmak isteyen sporcuda ne ararsınız, yani başarılı olabilecek sporcuyu nasıl tanırsınız?” diye sormuş. O da sporda en iyi noktaya (yazısında “excellence” kullanmış, tam karşılığı mükemmellik ama sanki her sporcu için en iyi noktayı kastediyor gibi algıladım) ulaşabilecek sporcuyu kestirmek için sırasıyla aşağıdaki göstergelerin kullanılabileceğini anlatmış.

[Kendi ağzından]

Motivasyon: Bu diğerlerinin toplamından bile daha önemlidir. Eğer sporcu motive değilse en iyi noktaya gelmesi neredeyse imkânsızdır. Aslında, motivasyon yoksa diğer göstergeler zaten yoktur. Ama motivasyondan söz ederken hedefleri ağzına pelesenk etmekten daha fazlasını kastediyorum.
Yazının devamı…

Uzun Mesafe Triatlon ve Kuantum Mekaniği

Dalga fonksiyonuBugün kuantum mekaniği ile ilgili bir makale okuyordum. Bildiğiniz gibi Kuantum Mekaniği mikro ölçekteki dünyanın fiziğini açıklamak için ortaya konmuş kavramlar bütünüdür çünkü klasik fizik her ne kadar klasik (makro-ölçekli) dünyayı çok detaylı ve tutarlı biçimde açıklayabilse de mikro ölçekte yetersiz/ilgisiz kalmaktadır. Ancak kuantum mekaniği titiz ve kapsamlı deneylerle test edilmiş olsa da bu deneylerin birçoğu farklı yorumlara açıktır. Bu nedenle kuantum mekaniğinin doğayı anlamamız konusunda bizi nasıl bilgilendirdiğini açıklamaya çalışan birçok yorumu ortaya atılmıştır. (Bu konularda uzman değilim, hatalı şeyler yazdıysam uyarın lütfen.) Fizik konusunda bu kadar çok atıp tutmamı da işte bu yorumlardan birinin adı ile konuya bağlamayı düşünüyorum. Yorumların en ünlüsü ve en çok kabul göreni 1920’lerde Kopenhag Üniversitesinde teorik Fizik Enstitüsünün kurmuş olan Niels Bohr ve asistanı Werner Heisenberg’in başında olduğu bir grup tarafından ortaya atılmış olan Kopenhag Yorumudur (Yaklaşımı). A-haa… Evet, (yazının yazıldığı gün düşünüldüğünde) 52 gün sonra Kopenhag’da bir uzun mesafe triatlon yarışında olacağım. Bugünlerde gördüğüm, duyduğum veya okuduğum her konuyu bu yarışa bağlama sorunum olduğundan kuantum mekaniği ile ilgili bir makaleden de buraya ulaşabildim. Hatta yazıyı okurken -her ne kadar saçma sapan şeyler olsa da- aklıma aşağıdakiler geldi.

Yazının devamı…

On Cloudsurfer

CloudsurferAyakkabı üreticileri sürekli bir arayış içinde. Koşucuları rahat ettirmek, sakatlıkları engellemek ve tabii pastadan daha fazla pay almak için ayakkabı tasarımları sürekli değişiyor. Bu değişimlerden bazıları normal kulvar diyebileceğimiz akışın çok dışında olabiliyor. Adidas’ın ayakkabı tabanına koyduğu motor oldukça uç bir örnek. O kadar uç olmasa da bazen koşucuya destek olmak adına yapılan değişiklikler denemekten korkutacak kadar farklı görünümlere neden olabiliyor. Bunların son örneği İsviçre’de ortaya çıkan yeni bir ayakkabı firmasından geldi. “On” adıyla piyasaya sürülen ayakkabı markasının modelleri eminim ilk görüşte herkesi biraz düşündürmüştür. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’de bir şirket markanın distribütörlüğünü alıp ürünü Türkiye’de satmaya başladığında “ben de dener miyim” diye düşünmüştüm. Şirketin yetkililerinden olan Erol bey bir çiftini denemek ister miyim diye sorduğunda açıkçası epey kararsız kaldım. Bu konulara olan merakımı yenemediğimden bu teklifi kabul ettim.

Yazının devamı …

Nisan Şakası Orta Mesafe Triatlonu 2014

Nisan Şakası 2014 madalya2014 için iki ana hedefim vardı: biri, aklıma takılmış bir şekilde kalan 3:10’dan hızlı bir maraton koşmak, diğeri de bir uzun mesafe triatlon (tam ironman) bitirmekti. Bunlardan ilkini mart ayının başında tamamlayarak bir kenara kaldırdım. Hemen sonrasında triatlon hedefli çalışmalara döndüm. Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’nin en önemli koşu etkinliği olan İznikUltra’da İznik Dağ Maratonu’nu koşmama rağmen bu hafta yakınımızda düzenlenen bir orta mesafe triatlon varken kaçırmak istemediğimden Kuzey Kıbrıs Triatlon Federasyonu tarafından düzenlenen, daha önceden methini duyduğum Nisan Şakası isimli yarı ironman mesafesindeki yarışa katıldım. Bu ikinci orta mesafe triatlonum oldu, ilkini Ekim 2013’te Antalya’da koşmuştum. Aşağıda Nisan Şakası deneyimlerimi ve yarışın raporunu okuyabilirsiniz.

Read the full post »

Çeyrek Göl Koşusu ya da İznik Dağ Maratonu

İznik Dağ Maratonu su istasyonuBu sene de mevsimi geldi ve Türkiye’nin neredeyse bütün uzun mesafe koşucuları İznik yollarına düştü. Hatta yarışın giderek büyümesiyle ilişkili olarak yurt dışından da bu toplanmaya katılımlar oldu. 18-20 Nisan hafta sonu İznik sokakları koşucularca istila edilmiş gibiydi. Ne yöne baksanız, halinden tavrından İznik’in yerlisi olmadığı anlaşılan koşu çantalı insanlar görüyordunuz. Biz de bu göçteki yerimizi almış, cuma günü saat 11 gibi Ankara’dan yola çıkmıştık. Öğleden sonra İznik’e vardık ve koşu odaklı sohbetlerle ve koşu ile dolu bir hafta sonuna başlamış olduk.

Yazının devamı…

Metu Trail Run

MTR LogoGeçtiğimiz pazar günü 6 Nisan 2014’te ODTÜ kampüsü içinde bir patika koşusu düzenlendi. Aslında etkinlik bir “yarış” olarak duyuruldu ve organize edildi ama ben adında belirtildiği şekilde “koşu” olarak algılıyorum ve o şekilde anlatacağım. Neden “yarış” değil “koşu” dediğimi de yazının içinde bulacaksınız.

Ben koşuya bir hedefim olmadan, sadece bir koşu antrenmanı olarak katıldım. Mart ayının ilk yarısında bu yıl için koyduğum koşu hedeflerine ulaşarak bir maraton bir de yarı maraton koşmuştum. Artık uzun mesafe triatlon hedefi için yüzmeye ve bisiklete ağırlık vereceğim bir döneme girdiğimden performansımı ölçeceğim şekilde koşmayı düşünmeden kaydolmuştum. Aslında tek amacım, koşu organizasyonları konusunda inanılmaz talihsiz olan Ankara’nın bir yarış kazanması için orada olmak, katılımcı sayısını artırmak ve organizasyonu desteklemekti. İşler biraz farklı gelişse de bu amaçlarıma ulaştığımı düşünüyorum. Ancak, bu amaçlarıma tam olarak ulaşabilmem için bu raporu yazmalı ve hem organizasyon ekibine eleştirilerimi iletmeli hem de katılamayanlara etkinliği anlatmalıyım.

Yazının devamı…

Salomon RX S-Lab 3.0

Salomon RX S-Lab 3.0Koşucular olarak en çok önem verdiğimiz malzememiz ayakkabımızdır. Antrenman yaparken veya yarışta sadece ayak tabanımızı zeminin zararlarından korumakla kalmıyor, sağladığı yastıklama, kontrol veya desteklerle tüm ayak ve hatta bacak sağlımıza etkisi oluyor. Bu nedenle hem koşu ayakkabısı sektörü çok geniş ve çeşitli hem de bu konuda yazılanların sonu gelmek bilmiyor. Ben de bu konuda çok sayıda yazı yazdım. Ama yazılanlar, konuşulanlar hep sporu yaparken kullandığımız ayakkabılar ile ilgili. Peki, uzun ve yorucu antrenmanlar veya yarış sonrasında kullanılmak üzere dinlendirici modeller bu kalabalığın içinde sesini duyurabilir mi? Duyursa bile ne kadar ilgi çeker? Son dönemde, Salomon, bu tarzda bir modelini koşuculara ulaştırmaya çalışınca bu soruların cevaplarını da yavaş yavaş almaya başlıyor gibiyiz. Evet, Salomon, bu sporu yaparken değil, yaptıktan sonra kullanmamız için dinlendirci bir model üretiyor, RX S-Lab. Ben de son zamanlarda bu ayakkabıyı deneme fırsatı buldum. Gelin size biraz bahsedeyim.

Yazının devamı…

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 141 takipçiye katılın