Raidlight Aladağlar Sky Trail 2015 Yarış Raporu

Aladağlar Sky Trail - LogoHepimiz yaptığımız şeyin zorluğunu çevremize, uzun anlatımlara izin vermeyen sosyal medyada kısa ifadelerle duyurmaya çalıştık. 3000+ metre kazanım dedik, 3720 ve 3500 metre rakımlı iki zirve dedik, ilk 13 kilometrede 2000+ metre tırmanış, zorlu zeminler, irtifa dedik. Ama ne yazık ki yetmedi. Hiçbir zaman yetmiyor zaten. Rakamlar, grafikler, hatta fotoğraflar bile orada olup, o zorluğu ve yanında getirdiği o keyfi anlatmaya yetmiyor. Geçtiğimiz hafta sonu, 15 Ağustos cumartesi günü, Türkiye’nin ilk Sky Trail yarışı olan Raidlight Aladağlar Sky Trail koşuldu. Sabah saat 6’da başlangıç çizgisine ayağımı koyduğumda çevremde 110 kişi daha vardı. 47 kilometre sonra başlangıçla aynı çizgi olan bitiş çizgisinden geçtiğimde de benden önce o çizgiyi 9 kişinin geçtiğini gördüm. Arada geçen 7 saat 28 dakikada neler gördüğümü, yaşadığımı aşağıda anlatmaya çalıştım.

Yazının devamı…

Koşu antrenmanı örnekleri – 1

Uzun süredir sadece yarış raporları ve ayakkabı incelemeleri yazdığımı fark edip biraz antrenman çeşitlerine değinmeye karar verdim. Aslında daha önce bu konudan kısaca bahsetmiştim. O nedenle tanımlara çok girmeden belki birkaç antrenman önerisinde bulunarak konuya girebilirim. Benim ve bu blogu okuyan birçok insan için koşu deyince akla orta ve uzun mesafeli koşular geliyor bu nedenle öncelikle dayanıklılığı artıracak, aerobik gücümüzü geliştirecek antrenman önerileriyle başlayalım. Ama başlamadan önce şurada yaptığım uyarıyı anımsatmak ve her ne kadar tümünde “normal koşu temposu” veya “laktat seviyesi temposu” gibi koşucuya özel tanımlar olsa da her antrenmanı yapabilir durumda olup olmadığınızı sadece sizin en doğru şekilde tartabileceğinizi söylemek istiyorum.

Yazının devamı…

Aladağlar Sky Trail Rota Fotoğrafları

Bir önceki yazıda uzun uzun anlattığım Aladağlar Sky Trail yarış rotasında geçirdiğimiz zaman boyunca çektiğimiz fotoğraflardan bazılarını paylaşmanın, rotayı anlamayı kolaylaştıracağını düşündüm. Fotoğraflarla birlikte daha anlamlı hale gelen yazıyı şurada okuyabilirsiniz.

Yedigöller kamp alanı

Yedigöller kamp alanı

Fotoğraf galerisi…

Aladağlar Sky Trail Yarış Rotasındaydım

Aladağlar Sky TrailSanırım ülkedeki koşu ve dağcılık dünyasında duymayan kalmamıştır; 15 Ağustos’ta Türkiye’deki ilk Sky Trail (yüksek rakımda patika) yarışı koşulacak. Raidlight sponsorluğunda Ordos ve Argeus ortak organizasyonu olan yarış duyulduğunda ilgi çok büyük olmuştu. 100 kişi ile sınırlanan katılımcı sayısına kayıtlar açıldıktan sonra 8 saat içinde ulaşılmış, ardından sayı 150’ye ve sonrasında 160’a çıkarılarak kura yöntemi ile katılımcılar belirlenmişti. Ben de ilk etapta kaydolamamış ama ardından -genelde olduğunun aksine- şansımın yaver gitmesiyle bu 160 kişi arasına girmeyi başarmıştım. Bu yarış oldukça özel, çünkü ülkede rotası bu kadar yüksekte, dağlardan, zirvelerden ve zorlu geçitlerden geçen başka bir yarış yok. Bu kadar zorlu olan bir yarışta rotayı hiç görmemiş olmak, rota hakkında kaba bilgilerden fazlasını bilmemek riskli olabileceğinden bayram ile uzayan hafta sonu tatilini rotayı yerinde incelemek için kullanmaya karar vermiştim. Tam olarak planladığım gibi olmasa da kararımı gerçekleştirdim. Herkesin böyle bir fırsatı olamayacağını tahmin ettiğim için aşağıda rota hakkında edindiğim izlenimleri de içeren yolculuk güncesini paylaşıyorum. Umarım katılımcılara ve ileride katılacaklara faydası olur.

Yazının devamı…

Mozart100 Yarış Raporu

Mozart100 ödül takvimBu yıl öncelikli hedefim koşmaktı. Antalya’da maraton, İznik’te 80 km ve sonrasında Aladağlar’da bir dağ maratonu koşmak. Yılın hedeflerini yazarken aklımda olan bir şey daha vardı, emin olmadığımdan yazıda bahsetmemiştim; ilk 100 km yarışımı da koşmak istiyordum. Maraton hazırlıklarında güzel bir temel (base) oturtmuştum, ardından İznik için epeyce patika ve tırmanış çalıştım. Sonrasında yine hedef listesinde olmayan ama çok keyifli ve güzel geçen bir yarışta koştum, Tahtalı Run To Sky. O yarış, tırmanışlar konusunda zihinsel olarak çok iyi bir antrenman oldu benim için. Koşu konusunda fiziksel olmasa da zihinsel olarak bu kadar hazırken bir 100 km yarışı deneyebileceğime karar verdim ve Koşturmaca sohbetlerinden tanıyor olabileceğiniz Ilgaz‘ın daha önceki deneyimlerinden okuduğum kadarıyla bu hedefe uygun olduğunu gördüğüm Mozart100 yarışına kaydoldum. 20 Haziran cumartesi günü Avusturya’nın Salzburg kentinde koştuğum bu yarışın detaylarından biraz söz etmek istiyorum.

“Things are impossible until they are not.” _Komutan Jean-Luc Picard

Yazının devamı…

Tahtalı Run To Sky yarış raporu

Tahtalı Run To Sky madalyaKoşmaya başladığımdan beri gidip gördüğüm yerlerde koşarak veya yürüyerek gidilebilecek, çevresinde dolaşılabilecek, üzerine çıkılabilecek özel coğrafi oluşumlar hep ilgilimi çekmiştir. Benim için normal bir yarış parkurundansa böyle coğrafi oluşumlarla bağlantılandırılmış rotalar hep daha çekici olmuştur. Bazılarını kendi kendime deneme cesareti ve fırsatı bulabildim ama bazıları için bir grup insan desteğine veya bir organizasyona ihtiyaç oluyor. Bu yıl bu konuda çok şanslıyım. Önce yıllardır aklımda olan ve bir türlü fırsat bulup gerçekleştiremediğim Aladağlar’da koşabilme olanağı yakaladığım bir yarış organize edildi ve ben zor da olsa kısıtlı yarışçı listesine girebildim. Henüz bunun mutluluğunu yaşarken bir de Antalya’daki Tahtalı Dağı’nın zirvesine doğru yapılacak bir yarış olduğunu öğrenince nasıl sevindim anlatamam. Çünkü yıllardır insanlar büyük şehirlere geri döndükten sonra, sonbaharda Çıralı’ya gider tatil yaparız. Günler kısa, hava serin olsa da o devasa sahilin sessizliğinde oturmak, dingin manzarayı seyretmek insanı çok rahatlatır. Eşimle Çıralı’da her zaman denize bakıp dalgaları dinlemeyiz, bazen de denize sırtımızı döner kuş sesleri eşliğinde dağları izleriz. İşte o zamanlarda hep Tahtalı Dağı’nı görür etkilenirdim. “Şu dağa koşarak/yürüyerek çıkmak ne güzel olur” diye düşünürdüm.

Bir türlü kendimde oraya tek başına koşarak/yürüyerek çıkma cesaretini/gücünü bulamamıştım. 16-17 Mayıs hafta sonu Tahtalı Run To Sky koşusunda yaklaşık 50 kişiyle birlikte bu denemeyi yapma fırsatım oldu. Başlamadan önce biliyordum, çok zor olacaktı; sürekli sert tırmanışlar, durmaksızın yükselmek, 28 km içinde sıfırdan 2350 metreye yükselmek, belki sıcak, zor zemin, zirvede kar. Ama eğer tükenmeden zirveye varabilirsem yıllardır aklımda olan bir şeyi daha yapmış olacaktım.
Yazının devamı…

Asics DS Trainer 19

Asics DS Trainer 19Mart başında Antalya’da maraton koştum. Genelde yarışa iki ay kala hangi ayakkabıyla koşacağım aklıma takılmaya başlar. Koştuğum son birkaç maratonda oldukça minimalist, 0 veya 4 mm topuk farkı olan ve neredeyse desteksiz ayakkabılar kullanmıştım. 2014 sonu ve 2015 başında yoğun interval ve tempo antrenmanları yaptığım dönemde sol topuğumun iç kısmında ve aşilde ufak ağrılar oluşmaya başlamıştı. İnce tabanlı ve düşük topuk farklı ayakkabılarla bu kadar çok hız antrenmanı yapmamla alakası olduğundan endişelenmeye başladım ve hem hazırlık aşamasında hem de yarışta farklı bir ayakkabı denemeye karar verdim. Daha önce de kısaca değindiğim gibi Asics Türkiye takımının bir üyesi olarak Asics modellerini kullandığımdan hemen modeller arasında gezinip nasıl bir ayakkabıyla koşmam gerektiğini araştırdım. Aradığım ayakkabı, minimalist ayakkabıları tercih etmemin en büyük nedeni olan hafiflik özelliğine sahip olmalıydı. Aynı zamanda çok rahat olmalı, ayağımı çok kısıtlamamalı ve topuk farkı abartılı olmamalıydı. Tabii bunun yanı sıra tabanı -özellikle topukta- daha iyi yastıklamalı ve topuğu az da olsa kavramalıydı. Modeller arasında kısaca bakınmak bile seçim yapmama yetti. DS Trainer 19 (DST 19) tam da aradığım ayakkabı gibi görünüyordu.

Yazının devamı …

İznik Ultra 2015 – 80K Yarış Raporu

İznik Ultra 2015 bitişiYaklaşık yarım saattir kavurucu güneş altında tırmandıktan sonra geçmiş senelerde parkurun geçmediği, içindeyken insana Geyik parkurunda olduğunu düşündüren ağaçlık dar bir patikaya girmiştim. Tırmanışın başından beri giderek düşen enerjim artık sıfırlanmıştı, attığım her adımda bir kenara yatıp dinlenmemek için kendimi zor ikna eder olmuştum, hatta bir süre sonra gölge bir yer bulmuşken patikanın yanına çöküverdim. Midem bulandığından ve bağırsaklarımda bir sancı hissettiğimden canım hiçbir şey yemek istemiyordu. Derbent’teki istasyonda beni bekleyeceğini bildiğim eşimi aramak için telefonumu elime aldım, ama çekmiyordu. 50. kilometrede daracık bir patikada öylece oturmuş ne yapacağımı düşünürken yanımdan iki 130K koşucusu ve 80K parkurunda olan Mustafa abi (Kızıltaş) geçti. Mustafa abi yardım edebileceği bir şey olup olmadığını sorduğunda ona hayır derken bir şeyi fark ettim; o an kendimden başka kimse bana yardım edemezdi ve o saçma yerde oturup zaman kaybetmek yerine kalkıp en azından bir sonraki istasyon olan Süleymaniye’ye varmalı, ne yapacağımı orada düşünmeliydim. Ayaklandım ve ne kadar midem bulansa da domates aromalı, tuzlu jellerden bir tanesini zorla ağzıma sıkıp bir mucize yaratmasını bekleyerek yürümeye koyuldum. 18 Nisan Cumartesi sabahı başladığım İznik Ultra 2015’in 83 km uzunluğunda olan parkurunun orta yerindeydim ve aklım çok bulanıktı.

Yazının devamı…

Yolda Büyümek

Minik Gezgin - Yolda Büyümekİnci ve Soner Sarıhan’dan bahsettiğim ve “Pedalımda 5 Ülke” kitaplarını tanıttığım yazıda, o kitapta anlattıkları yolculuklarından sonra da bisiklet yolculukları yaptıklarından söz etmiş ve şöyle demiştim:

Sonra aralarına çocukları Tibet katılmış. Onları tanımayan ve bu satırları okuyan birçok insan “ee ondan sonra bitmiştir tabii bu seyahat işleri” diyecek belki ama onlar herkes gibi olmadıklarını ispatlarcasına Minik Gezgin olarak çağırdıkları Tibet ile birlikte, o daha 22 aylıkken orta Avrupa’da 3486 kilometrelik bir rotayı geçmişler. Genel bakış ile 2 yaşında bir çocukla başka bir şehre bile seyahat etmek çok zorken onlar ailece günlerini bisiklet üstünde gecelerini ise yıldızların altında çadırlarında geçirerek dünyaya bizden çok daha yakın olmayı başarmışlar.

İşte şimdi, İnci ve Soner (ve tabii Tibet) bu bahsi geçen yolculuklarının hikayesi ile karşımızdalar. “Minik Gezgin-Yolda Büyümek” ismini verdikleri kitabı okuduğunuzda çok seveceğinize eminim. Yaptıkları şeyin güzelliğinden, birçok insan için belki de imkansızlığından söz etmeyeceğim, çünkü onlar ve yaptıkları hakkında düşündüklerimi önceki yazımda dile getirmiştim. Asıl değinmek istediğim şey yolculuklarını ne kadar hoş ve çok yönlü anlattıkları.

Yazının devamı…

İmkansıza Adım Atmak

tedx youth logoTED konuşmalarını duymayan yoktur herhalde. 15-20 dakikalık ilham verici, çarpıcı bilgilerin paylaşıldığı konuşmaları hepimiz internet aracılığıyla izleyebiliyoruz. TED toplantıları çok az sayıda yapılıyor ve konuşmacılarını çok özenle seçiyorlar. Konuşmaların içeriğine ve sunuma çok önem veriyorlar ve sıkı kuralları var. Bu etkinlikler dünyada çok az sayıda düzenleniyor ve izleyici olarak katılmak bile gerçekten çok zor. İnsanların bu yaklaşıma çok ilgi duyduğunu gördüklerinden kendi kurallarına uymak koşuşuyla ve bir lisans vererek TedX adı altında bağımsız organizasyonlar düzenlenmesine de izin vermişler. Bu tip organizasyonların sayısı hızla artıyor. Türkiye’de de çok sayıda düzenlenmeye başladığını görüyoruz TedX etkinliklerinin.

Bir halka daha genişleterek TedxWomen ve TedXYouth gibi daha küçük gruplara da etkinlik şablonları üretmişler. Bilkent Lisesi öğrencileri de birkaç yıldır TEDxYouth@BLIS adı altında bir TedXYouth etkinliği düzenliyorlar. Öğretmenlerinin kılavuzluğunda tüm organizasyonu öğrenciler yapıyor. TEDxYouth@BLIS, bu yıl da 25 Şubat’ta düzenlendi. Organizasyondaki öğrenciler benden de bir konuşma yapmamı istediler. Çarşamba günü akşam 15 dakikalığına sahnelerini bana ayırdılar. Koşmak ve dayanıklılık sporları hakkında bilgi vermeyi ve az da olsa kafa karıştırmayı, sorgulatmayı hedefleyen bir konuşma hazırladım. Umarım hedefine ulaşmıştır.

Konuşmanın metnini burada da paylaşırsam belki daha fazla insana ulaşabilir diye düşündüm. Konuşma tam olarak böyle olmadı belki ama hazırlanırken üzerinde çalıştığım halini aşağıda paylaşıyorum.
Yazının devamı …

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 215 takipçiye katılın